worldef-banner 2024 istanbul
Ara
Close this search box.

‘E-ihracatta dolar kazanacağım’ derken TL’den de olmayın!’

e-ihracat

WORLDEF tarafından düzenlenen Vision Talks’ta e-ticaret ekosisteminin önemli isimleri yer aldı. Uzmanlar, “E-ticaret gerçekten karlı mı? E-ihracat denklemin neresinde?” konu başlıklarını masaya yatırdı.

Vision Talks’un moderatörlüğünü Prasoft Kurucu Ortağı Ali Aygün gerçekleştirirken, konuşmacı olarak; Ozon Türkiye Genel Müdürü Hazal Maraş, Road Global Group CEO’su Bashak İlhan ve ShopiVerse Satış & Operasyon Direktörü Sedat Ateş yer aldı.

E-ticarette karlılığın nasıl sürdürüldüğü, e-ihracatta satıcıları neler beklediği konularının yanı sıra  global pazarlara dair ipuçlarının konuşulduğu Vision Talks’ta, sektörün önde gelen uzmanlarından olan konuşmacılar izleyicilere bilgiler aktardı.

‘Her iş aynı ticari kurallardan geçiyor’

Bashak İlhan, uzun yıllardır e-ticaret sektöründe olduğunu ifade ederek, “Biz dijital platformda fiziksel ürün satan markalarla çalışıyoruz ve ben de onlardan birinin kurucusu olduğum için tüm yaşanılanları, ajans gözüyle dikkatten kaçabilecek şeyleri biliyorum. Amacım da onlardan birisi gibi bunu kullanabilmek.” dedi.

“9 yıldır Road Global olarak bu işi sürdürüyoruz.” diyen İlhan, e-ticaret sektörünün hep öğrenmek, öğretmek adımlarından geçtiğini ifade etti.

Müşterilerini Amerikan pazarına hazırladıklarını ve Amerika pazarı üzerinden de tüm dünyaya erişimlerini sağladıklarını söyleyen İlhan, “Her iş aynı ticari kurallardan geçiyor. Ürünün karlılığı, ürünün özellikleri, pazardaki karşılığı, pazar rakabeti gibi düşünülebilir. O yüzden Road Global’deki hizmetlerimizi 3 başlıkta topluyoruz.” açıklamasını yaparak hizmetlerini sıraladı:

“Birinci büyük adım Roadmap yani yol haritasını çıkarttığımız her şeyin analiz edildiği bölüm.

İkinci adımımız da ise bazen markaların isimlerini değiştiriyoruz. Logolarını tekrar değiştiriyoruz. Buraya uygun marka hikayelerini yazıyoruz.

Üçüncü adımımız biraz daha lego gibi. Yol haritasında hangi servisleri önermişsek bunlar toptan satış, perakende veya marketplace olabilir. Dijital pazarlamayla kendi sitesi üzerinden satıyor olabilir. Bunları böyle parça parça müşterilerimize yaptığımız bir aylık planlamanın olduğu üçüncü adımımız var.”

E-Ticaret gerçekten karlı mı?

E-ticaret gerçekten karlı mı? sorusuna yanıt veren Bashak İlhan, Bir reklam ve tanıtım yapmadan internet üzerinde satış yapmanızın mümkün olmadığı gerçekliğini bilmeniz gerekiyor. Bence ilk söyleyeceğim şey bu. ‘E-ticaret karlı mıdır?’ dediğinizde, bir mağaza açmak istediğimizde gidip gözümüzle görüyoruz. Güzel bir mağaza seçiyoruz kirası, depoziti, bulunduğu semt, elemanlarımızın maaşları, sabit giderleriniz mümkün olduğunca belli. Ama internette bir iş kurmaya çalıştığınızda çok belirsiz. Dönüşünün nasıl olacağının da belli olmadığı ve birçok farklı platformda aktif olarak rol oynamak gereken yerler var. Bu da karlılığı çok düşürüyor.” dedi.

E-ticarette dünyada ve özellikle Türkiye’de yanlış bir algının olduğunu söyleyen İlhan, internette daha indirimli ürünlerin olması, internetten alınca daha ucuza almak gibi oluşan algının firmalar için karlılık sağlamayı zorlaştırdığını vurguladı. Ancak belirli kurallara uymanın ve e-ticarette ve e-ihracatta maliyetleri doğru hesaplamanın karlılığı sağlayabileceğini sözlerine ekledi. İlhan, “E-ticaret karlı mı? Eğer kuralları doğru yapar ve ayarları yaparsanız, evet.” diye konuştu.

Amerika pazarında rekabet yüksek

Amerika pazarına giriş ve rekabet etme konusunda bilgiler paylaşan Road Group CEO’su Bashak İlhan, ABD pazarında Türk satıcılarının rakiplerinin Çinliler ve Hintliler olduğunu hatırlatarak, “Aslında eğer çok farklı bir ürün satmıyorsanız ve belli bir kalite ve lüks seviyesinin üstünde değilseniz biz Türk ürünleri olarak pahalı kalıyoruz.” ifadelerini kullandı.

ABD pazarına giriş yapmak isteyen müşterileri ile yaşadıkları tecrübeleri aktaran İlhan, firmaların ürünlerinde maliyeti hesaplamaya başladıklarında yüksek rakamlar çıktığını, ürünün daha yüksek fiyatlı olandan kalitesinin daha iyi olduğuna inandıkları zaman ise bunun çok iyi anlatılması gerektiğini belirtti.

İlhan, “Fotoğraflarımızın inanılmaz olması lazım. Videoyla desteklenmesi lazım. İçeriklerin en ince detaylarına kadar girilmesi lazım. O kadar çok zaman harcıyoruz ve o kadar çaba gösteriyoruz ki bunu anlatamam. Türk firmalarda buraya yatırımı yapamıyoruz diyoruz ki siz eğer Amerika’da iyi bir oyuncu olmak istiyorsanız, fotoğraf çekimlerinin orada bahçede çekilmiş fotoğraflarla maalesef olamaz. Pazarın anlayacağı şekilde olması lazım.” ifadelerini kullandı.

‘Dolar kazanmadan önce dolar harcamak gerekiyor’

İlhan müşterilerine, Amerikan pazarında dolar kazanmaya başlamadan önce dolar harcamak gerektiği gerçeğini kabul ettirmekte zorlandıklarını belirterek, “Başta Amerika sizin paranızı almadan sizi hiçbir yere sokmaz.” dedi.

Ozon Türkiye, Türk satıcıları Rusya’ya taşıyor

Ozon Türkiye olarak odaklandıkları noktaları ve Türk satıcılarının nelere dikkat etmesi gerektiğini aktaran Ozon Türkiye Genel Müdürü Hazal Maraş, Ozon’un Rusya’nın en bilinen pazaryerlerinden olduğunu belirterek, yaklaşık olarak 70 milyon küsür aktif müşterisi olduğunu söyledi.

Ozon’un bugün Türkiye’deki satıcıların ürünlerini Rusya’daki müşteriyle buluşturan aracı kurum olarak çalıştığını söyleyen Maraş, “Tek pazarımız Rusya, bizim beraber çalıştığımız bu pazar değişmeyecek. Şu anda ana pazarımız zaten burası. Buradaki talebi karşılamak için yaklaşık 4 senelik bir planımız var. Yakın zamanda tek hedefimiz Türkiye’deki ürünü girişimcinin satıcının ürünlerini alıp Rusya’daki müşteriyle en kısa sürede buluşturmak. Bunun da sürelerini oldukça kısalttık.” açıklamasını yaptı.

‘Rusya’ya lojistik süreçlerini kolaylaştırdık’

Rusya’nın gümrük operasyonunun geçtiğimiz yıllarda oldukça zor bir operasyon olmasına rağmen, Ozon olarak son 15 yılın en kolay haline getirdiklerini aktaran Maraş, “Lojistik ekibimiz ve beraber çalıştığımız lojistik partnerlerimizle birlikte bugün Türkiye’deki yaklaşık binden fazla aktif satışı olan Türk şirketlerine, ürünlerini Rusya’daki müşteriye ulaştırmak için destek oluyoruz.” diye konuştu.

Ozon’da satış yapmak isteyenler için birçok kolaylık ve destek sunduklarını belirten Maraş, Ozon, evet Rus bir pazaryeri ama satıcılarımızın ilk düşünmesi gereken şey bu yeni bir mecra, ulaşılmamış bir müşteri. Bize böyle bakmalarını aslında rica ediyoruz ve söylüyoruz. Onlara dil ve kültür kısıtlarında destek olmak için biz buradayız. Lokal ofis bu yüzden var. Yoksa zaten yurt dışından yönetilen bir operasyon bu. Bir şekilde satışların önüne bariyer çıkabilir ama biz bütün akla gelebilecek soru işaretlerini çözmek için buradayız.” dedi.

‘Ozon’da satıcı olmak çok kolay’

Ozon’da satıcı olmak isteyenler için prosedürlerin kolay olduğunu ve destek sağladıklarını ifade eden Maraş, “Çok basit bir evrak yükleme sürecimiz var. Ardından bir sözleşme aşaması var. Bunlar bu arada çok böyle sayfalarca uzayan aşamalar değil. Ardından tamamen bizim uyum ve kontrol sürecimiz geliyor. Bunun ardından bir sözleşmeye imza süreci yine her şey online olarak yapılıyor.” diye konuştu.

Sistemin içinde dil bariyeri ile satıcıların karşılaşmadığını belirtti:

“Sistem tamamen Türkçe. Soru, cevap mekanizmaları da dahil olmak üzere burada herhangi bir dil bilmesine, Türkçe dışında hiçbir ihtiyacı yok. Dil seçeneği de var. Bu arada farklı dillerde de sistem çevrilebiliyor.”

E-ihracatta karlılık için doğru maliyet hesabı yapılmalı

E-ticaret ve e-ihracatta maliyetleri bilerek ve karlılığı planlayarak hareket edilmesi gerektiğini vurgulayan Ozon Türkiye Genel Müdürü Hazal Maraş, “Ürünler sisteme yüklenmeden önce doğru hesapların yapılması ve doğru fiyatla ürün yüklenmesi aslında her şeyi etkileyen, içerikle birlikte ana şeylerden biri. En çok satıcılarımızla beraber çalışmaya ve onları eğitmeye çalışıyoruz. Çünkü mantık şu oluyor: ‘E-ticaret yeni bir pazar, dövizle ürün satacağım. İstediğim kadar fiyat koyabilirim. Buradan çok iyi bir kar elde edeceğim.’ Hayır, işin öbür tarafı öyle değil. Biz de elimizden geldiğince o tarafta doğru maliyet hesabı, ürünü, fiyatla ve doğru bir pazar araştırması ve rekabet analiziyle birçok konuda destek vermeye çalışıyoruz.” diye konuştu.

‘Rusya pazarında Türk ürünlerine talep yüksek’

Ozon’da ve Rusya pazarında Türk satıcıların avantajları ve potansiyel ürünler hakkında bilgiler paylaşan Maraş,  “Rusya’da inanılmaz büyük bir talep var ve ürün eksiği mevcut.” diyerek, en azından önümüzdeki birkaç sene için Rusya’dan daha kolay bir pazar olamayacağını söyledi.

Ozon olarak, bir data sistemleri olduğunu ve her satıcıya kendi kategorisinde, kendi gücü olan ürün grubunda çok detaylı bir pazar analizi sağlayabildiklerini aktaran Maraş, “Klasik e-ticaret mantığında bizim Türkiye olarak tekstilde girmemiz gerekiyor ama bu böyle değil. Her kategoride güçlüyüz. Şu anda her kategorinin aslında ağırlığı neredeyse eşit olarak yükseldi. Özellikle ilk 6 aydan sonra. Kategorilerin içinde marka, üzerinde ve ürün özelliklerinde çok iyi giden yerler var. Her kategoride elektronik, ev, tekstil, gıda… Talep beklentimizin çok üstünde.” cümlelerini kurdu.

Maraş, Ozon özelinde çok büyük bir ürün ve marka açığı olduğunu söyleyerek, bu yüzden aslında çok da büyük bir avantajın var olduğunu ifade etti.

‘ShopiVerse sektörün sorunlarına çözüm getirmek için ortaya çıktı’

ShopiVerse Satış&Operasyon Direktörü Sedat Ateş, e-ticaret sektörünü dinleyerek var olan problemlerin aşılması için ShopiVerse’ün kurulduğunu ve çözüm ürettiğini anlattı. Ateş, “Son 3 yıldır dinliyoruz. Herkes birbirinden habersiz, herkes birbirinden bağımsız bir şekilde aynı yerlerde takılıyor ama kimse bunun farkında değil. Sonrasında ShopiVerse bu sorunları çözecek yazılımı ortaya koydu.” ifadelerini kullandı.

“8 Haziran’da kitle fonlamaya açılıyoruz”

ShopiVerse olarak bir diğer heyecanlarının kitle fonlamaya açılmaları olduğunu aktaran Ateş, Fon bulucu üzerinden 8 Haziran’da kitle fonlamaya açıldıklarını söyledi.

Yıllardır sektörde olduğunu ve çeşitli tespitler yaptığını ifade eden Sedat Ateş, iç pazar ve dış pazar olarak önce e-ticaret süreçlerini ikiye ayırmak gerektiğini ve iç pazarda matematikte yapılan hatalar olduğunu gördüğünü dile getirdi.

Ateş, “Nakit akışının sağlanıyor olması, o işletmenin karlı olduğunu ya da para kazandığı anlamına her zaman gelmiyor. O nakit akışın getirdiği devamlı banka hesabına gelen sıcak para, para kazandığı anlamına her zaman gelmeyebilir. Gerek dışarıda gerek içerde vergilendirme öncesi, vergilendirme sonrasındaki gider ve gelirleri takip etmek gerekiyor. Yurt dışı tarafında ilk heves, ilk toplantılarda hep şöyle oluyor, ben iç pazardaki daralmadan ya da iç pazarda satın alma gücü düştüğü için dış pazara yöneldim. Ondan dolayı artık mallarımı, ürünlerimi yurt dışına satmak istiyorum. Ben yurt dışında Euro, Dolar, Ruble karşılığında veya Sterlin ile satacağım, çok kazanacağım diyorlar. Öyle bir şey yok.” dedi.

Döviz kuru sebebiyle, yurtdışında ürün satarak ciddi karlar kazanacağını düşünen işletmelerin olduğunu dile getiren Ateş, e-ihracat yaparken birinci basamak olarak, ürünün, ürün kategorisi ile alakalı bir veri, rapor hazırlanması gerektiğini belirtti.

‘Döviz kazanmak için döviz ile harcama yapmak gerektiği unutulmamalı’

Çeşitli süreçlerin gerektirdiği harcamaların da olacağını hatırlatan Ateş, “Markalaşma bütçesi de olacak. Dolar, Sterlin, Euro veya Ruble biriminde para kazanılacak ama o ülkede o markayı tutturabilmek için de iletişim çalışmasındaki bütçede, Dolar, Euro ya da Sterlin ile harcama yapacaksın. Yani oradaki matematiği gerçekten çok iyi tutturmak lazım. İşletmenin de para kazanıp kazanmadığını anlayabilmesi için gerçekten çok iyi bir muhasebe hesabı yapması lazım.” şeklinde konuştu.

Marka yatırımı tercih edilmiyor

Pazaryerleri mi yoksa kendi web siteleri üzerinden mi satış yapılması gerektiği konusunda değerlendirmede bulunan Ateş, “Eğer işletme gideri ve zaman zaman maliyetine katlanamayacaksanız veya kendi sitenizde satış konusunda yapacağınız yatırım için bir iletişim, reklam, marka bütçesi ayıramayacaksanız, tartışmasız pazaryerlerinde başlamalısınız.” dedi.

Sektörde gerçekleştirdiği görüşmeler ve paydaşlarla olan iletişiminde işletmelerin marka yatırımına yaklaşımlarının farklı olduğunu söyleyen Sedat Ateş, işletmelerin marka yatırımlarında dönüş zamanının çok geç olacağını öngördüğü için ve o tahammülü ve saygıyı göstermedikleri için hızlı bir şekilde akış olmasını tercih ettiklerini söyledi.

Genel yaklaşımın, “Ben ürünümü koyayım hemen oradan nakit akışı dönsün, bir şeyler olsun diyorlar.” şeklinde olduğunu ifade eden Ateş, bu yaklaşımın yanlış olmadığını ama hem kendi siteleri hem pazaryerleri üzerinde bulunarak süreci ortak götürmekte fayda olduğunu dile getirdi.

‘Marka, reklam ve iletişim yatırımı yapılması gerekiyor’

Ateş, bazı markalarında pazaryerlerinde bulunmadığını söyleyen bu durumun da marka stratejisiyle alakalı olduğunu belirtti: “Marka yatırımı sürecine tahammül göstermek zorundayız. İletişim bütçesinde reklam yatırımını yapmak zorundayız. O datayı kendimizde tutarak, çevirmek daha karlı bir iş midir? Evet. Ayrıca pazaryerinde de bulunmak gerekiyor.”

“Beklemeyin, yapanları izlemeyin”

Bütün yeni yatırımcı girişimcilere veya mevcutta olup işini büyütmek isteyen herkese tavsiyesinin, yurt dışı pazarı için deneyim kazanmak adına bir yerden başlamaları gerektiğini söyleyen Ateş, “Beklemeyin, yapanları izlemeyin. Bir yerden ufak da olsa başlayın.” ifadelerini kullandı.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Editor Seçimleri

İlginizi Çekebilecek Haberler

shipentegra
Markalar

ShipEntegra’ya “yurt dışı lojistik entegrasyon” ödülü

Şikayetvar tarafından bu yıl 9.’su düzenlenen “A.C.E. Awards (Achievement in Customer Excellence)” Ödülleri kapsamında, sınır ötesi e-ticaret lojistiği markası ShipEntegra, “Yurt Dışı Lojistik Entegrasyon” kategorisinde