Çin e-ticaret modeli neler vaat ediyor?

Çin e-ticaret modeli; e-ticaret, sosyal medya ve güncel trendleri 850 milyon dijital tüketici için harmanlıyor. Bu da ülkeyi yatırımcılar ve perakendeciler için online alışveriş merkezi haline getiriyor.
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on twitter
Share on facebook
Share on linkedin
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on twitter
Share on facebook
Share on linkedin
Çin e-ticaret modeli; e-ticaret, sosyal medya ve güncel trendleri 850 milyon dijital tüketici için harmanlıyor.

Pandemi, online alışveriş harcamalarında büyük bir artışa yol açtı. Fiziksel mağazalardan online mağazalara geçiş sürecini yaklaşık 5 ila 10 yıl kadar hızlandırdı. E-ticaret sitelerinin, pazaryerlerinin ya da kargo şirketlerinin teslimat görevlileri, online siparişleri tüketicilere ulaştırabilmek için olağanüstü bir çaba gösterdi. Bu şirketlerin yatırımcıları, Barı ülkelerinde e-ticarette olağanüstü kâr etti. Bununla birlikte e-ticaretin geleceği Uzakdoğu’ya işaret ediyor.

Çin e-ticaret pazarı; e-ticaret, sosyal medya ve güncel trendleri 850 milyon dijital tüketici için harmanlıyor. Bu da ülkeyi online alışveriş merkezi haline getiriyor. Çin’in en güçlü insanlarından biri olan Jack Ma’nın kurduğu ve Çin’in en değerli şirketi Alibaba, bu pazarda dikkat çekiyor. Bu sebeple Çin’de e-ticaret öne çıkmış durumda. Yatırımcılar ve perakendeciler, ibreleri Doğu’ya çeviriyor.

Çin e-ticaret endüstrisini Batı’dan ayıran faktörler

Çin’in e-ticaret ekosistemindeki liderliği yeni değil! Bugün ülkenin e-perakende pazarı 2 trilyon dolar değerinde. Bu rakam Amerika ve Avrupa’nın toplamından daha fazla. Ancak pazar büyüklüğünün de ötesinde geçmiş ve Batı’daki endüstriden birkaç önemli farkla ayrılıyor. Bunun bazı sebepleri var.

Çin e-ticaret endüstrisi Batı endüstrisine göre daha dinamik. Geçtiğimiz birkaç yılda Meituan ve Pinduoduo gibi bazı yeni rakipler dikkat çeken iş modelleriyle piyasada yer aldı. Şiddetli bir rekabetin bir diğer işareti ise, Alibaba’nın Çin e-ticaret piyasa değeri içindeki payının yüzde 81’den yüzde 55’e düşmesi oldu. Rekabet aynı zamanda Çin e-ticaret ve diğer teknoloji şirketlerinin farklı hizmet türleri arasındaki sınırları yıkmasını da sağladı. Belli bir noktanın ötesine geçildi; Çin’deki online alışveriş platformları artık dijital ödemeleri, grup anlaşmalarını, sosyal medyayı, oyunları, anlık mesajlaşmayı, kısa videoları ve görüntülü alışverişi harmanlıyor. Bu sebeple Batı e-ticaret endüstrisinden ayrılıyor.

Çin e-ticaret modeli küreselleşebilir mi?

Bu durumda en önemli soru şu; Çin e-ticaret modeli küreselleşebilecek mi? Yıllardır olduğu gibi Amerika’daki Silikon Vadisi’nin şirketleri hala Çin’i küçümse eğiliminde. Ayrıca, her iki taraftaki muhafazakârlık nedeniyle Amerika ve Çin e-ticaret endüstrileri arasında doğrudan bağlantı sayısı çok az. Batılı şirketler uzun zamandır rahat ve öngörülebilir operasyonlar halinde örgütlenmiş durumda. Visa ödeme işlemlerinde, Amazon e-ticarette, Facebook sosyal medyada, Google arama sonuçlarında uzmanlaşmış durumda. E-ticaretteki belirsiz sayılabilecek durum ise, geleneksel perakendecilerin ne kadarının iflas edeceğidir.  Zira 2020 yılında Amerika’da 30’dan fazla büyük çaplı geleneksel perakendeci iflas etti. Ayrıca, Walmart ve Target’ın yaptığı gibi e-ticarete geçiş sürecinin yönetilip yönetilemeyeceği de belirsizliğini koruyor.

Batı e-ticaret sektörü daha güvenli ve iş bölümüne sahip gibi görünse de dünyanın baskın e-ticaret tarzı haline gelmesi artık olası değil. Şu an için zengin ülkelerin dışında Çin e-ticaret yaklaşımı şimdiden güç kazanıyor. Güneydoğu Asya (Grab and Sea), Hindistan (Jio) ve Latin Amerika’daki (Mercado Libre) gibi birçok önde gelen e-ticaret şirketi, Çin’in finansal hizmetlerden hızlı teslimat modellerine kadar çok sayıda hizmet içeren bir “süper uygulama” sunma stratejisinden etkilendi.

Batı e-ticaret ekosistemi Çin’i örnek alıyor

Çin e-ticaret modeli; e-ticaret, sosyal medya ve güncel trendleri 850 milyon dijital tüketici için harmanlıyor.

Batı ve Çin pazarlarını birbirine bağlayan dev tüketim malları firmaları, Çin’in e-ticaret hakkındaki yeni fikirlerini ve iş taktiklerine dikkat ediyor. Unilever, L’Oréal ve Adidas gibi çok uluslu şirketler, Asya’daki e-ticaret operasyonlarında Amerika’da elde ettiklerinden daha fazla gelir elde ediyor. Bu şirketler dijital pazarlama, markalaşma ve lojistik alanındaki en son gelişmeleri görmek için Kaliforniya veya Paris’i değil Çin’deki gelişmeleri izlemeyi tercih ediyor.

Biraz da pandeminin bir sonucu olarak Batı’nın perakende merkezlerinde Çin’deki e-ticaret karakteristikleri ortaya çıkıyor. Firmalar çeşitlendikçe iş ayrımları da ortadan kalkıyor. Facebook artık sosyal ağlarında alışveriş hizmetlerini tanıtıyor. Ayrıca, satıcılar ile müşteriler arasında mesajlaşma için canlı yayın ve WhatsApp kullanımı gibi “sosyal ticaret” sistemleri oluşturmaya başladı. Walmart, aralık ayında ilk canlı alışveriş etkinliğini Çin’e ait video uygulaması TikTok’ta düzenledi. Zira aynı zamanda TikTok’un hissedarı olmayı umuyor. Fransa’da son çeyrekte en çok indirilen altıncı e-ticaret uygulaması, Çin merkezli Pinduoduo şirketine bağlı olan “Vova” uygulaması oldu.

Yani Çin modeli e-ticaret endüstrisine geçiş, tüketiciler için çok değerli gelişmeler vaat ediyor. Çin sisteminde yüksek rekabet sebebiyle fiyatlar daha düşük olacaktır. Seçenekler ve yenilikler aynı sebeplerden dolayı muhtemelen artacaktır.

Çin e-ticaret modelindeki endişeler

Tüm bunlarla birlikte Çin e-ticaret modelinin de kusurları var! Bu pazarda dolandırıcılık daha yaygın ve antitröst (tekelcilik) endişeleri var. Jack Ma üzerindeki baskı, Komünist Parti’nin acımasız iktidarının göstergesi olarak görülüyor. Bu durum, rakip firmaları rekabette öne geçme konusunda heyecanlandırıyor. Bu, endişe sebeplerinden biri olarak sayılabilir; ayrıca, Çin’in anti-tekelleşme düzenleyicileri de rekabeti artırma konusunda istekliler. Bu, birlikte çalışabilirliği zorunlu kılmak anlamına geliyor.

Böylece, örneğin; bir e-ticaret platformundaki ödeme hizmetleri rakip bir platformda sorunsuz bir şekilde kullanılabilmiş oluyor. Ve bu durum, e-ticaret firmalarının online olarak birden fazla yerde satış yapan satıcıları cezalandırmasının engellenmesi anlamına geliyor. Şimdiye kadar Amerikalı ve Avrupalı anti-tekelleşme memurları, 2020’nin sonunda hazırlanmış bir dizi dava ve yasa tasarısına rağmen bu büyüklükte bir sistemi kontrol etmekte etkisiz kaldı. Onlar da, bu endüstrinin nereye gittiğini ve bu durumla nasıl savaşabileceklerini anlamak için Çin’i incelemeliler.

Sonuç olarak;

Batı’nın Çin inovasyonu hakkında önyargıları ise devam ediyor. Elektronik ürünlerden güneş panellerine kadar Çin’deki üretim gelişmeleri ya göz ardı edildi ya da kopyalandığı için reddedildi. Sonrasında ise bu gelişmeler kamuoyuna önemsiz gösterildi. Bu yargı dünya çapında gönülsüzce kabul edilmiş durumda. Bununla beraber Çinli tüketicilerin zevkleri ve alışkanlıkları hızla küreselleşiyor. Bu gelişmeleri gözlemleyip ders çıkarabilmek ise, Batı’daki e-ticaret firmaları ve e-ticaret tutkunlarının yararına olacak!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü