fbpx

E-İhracatta Sürdürülebilirliği Etkileyen İç ve Dış Faktörler

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on twitter
Share on facebook
Share on linkedin
E-ticaret ve e-ihracat gibi online satış odaklı işler için de sürdürülebilirliğe dair dönem dönem soru işaretleri oluşabiliyor.

Her sektörde olduğu gibi e-ticaret ve e-ihracat gibi online satış odaklı işler için de sürdürülebilirliğe dair dönem dönem soru işaretleri oluşabiliyor. Geleneksel satış kanalları ile karşılaştırıldığında fiziksel bir satış noktasıyla sınırlı kalmamak, kısa sürede büyük kitlelere ulaşabilmek ve hızlı büyüme gibi birbirinden cazip avantajlara sahip olan online ticaret, tüm bu avantajlarına rağmen bazı durumlarda hem ülkemiz sınırları içinde hem dünyada istenilen sonuçları vermeyerek hayal kırıklığıyla bitebiliyor.

Bu tarz beklenmedik sonlar, tamamen dış faktörlerle ya da direkt işletme sahiplerinin hatalı stratejileriyle alakalı olabiliyorken, bazen her ikisi birden gerçekleşerek krizin yönetilememesi ile sonuçlanıyor. Peki Türkiye ve dünya açısından online ticarette sürdürülebilirlik ne durumda? E-ihracat ve e-ticaret ekosisteminde uzun süreli hayatta kalabilmek için nelere dikkat etmek gerekiyor? İşte cevapları…

E-İhracatta Sürdürülebilirliği Engelleyen Dış Faktörler

Online ticaretin devamlılığını tehdit eden faktörleri “dış faktörler” ve “işletme kaynaklı faktörler” olarak ikiye ayırmak mümkün. İster yurt içi ister yurt dışı odaklı e-ticaret yapın, her ikisi için de sizin kontrolünüz dışında olumsuz etkilere yol açan önemli gelişmeler gerçekleşebiliyor. Bu olumsuz gelişmeleri tahmin etmek veya önlemek, imkânsıza yakın olduğu için daha çok gerçekleştiklerinde ne yapılabileceğini düşünmek gerekiyor.

Ekonomik Daralma

2008 yılında tüm dünyada; son yıllarda ise ülkemizde kendini yoğun şekilde hissettiren finansal durgunluk veya ekonomik daralma, pek çok konu gibi online ticareti de olumsuz yönde etkiliyor. Başta indirim odaklı büyük birkaç e-ticaret sitesi olmak üzere pek çok girişimin ve ismini duyurmaya çalışan e-ticaret sitesinin de  kapanmasına neden olan ülke genelindeki finansal problemler, hâlâ etkilerini hissettirmeyi sürdürüyor. Bu tarz bir durumda esnekliğe, farklı fikir ve eylemlere hazır olmak, ticaretin sürdürülebilmesinde önemli bir rol oynuyor. Örneğin; ürün grubunu genişletmek, yurt dışına satış gerçekleştirmek ya da cazip indirim, kampanya ve fırsatlar sunmak, hem müşteri sadakatini korumak hem de potansiyel müşterileri çekebilmek açısından büyük önem taşıyor.

Dünyadaki Gelişmeler

Her ne kadar “dünyadaki gelişmeler” oldukça genel bir tabir olsa da bu durum, daha çok e-ihracat ile uğraşanları etkiliyor. Özellikle siyasi, coğrafi ya da ekonomik açıdan risk taşıyan ülkelerle ticaret yapıyorsanız herhangi bir politik çıkmaz, askerî darbe, büyük bir doğal afet ve güçlü bir ekonomik kriz, eğer ticaretiniz yoğunluklu olarak bir ya da birkaç ülkeyle sınırlı ise işlerinizin dönemsel veya tamamen durmasına yol açabiliyor. Bu durumun benzerleri, ülkemizde de birbirinden farklı şehirlerde gözlemlenebiliyor.

Örneğin; herhangi bir şehre yapılan terör saldırıları, meydana gelen kuvvetli bir sel ya da benzeri olaylar, online satış üzerinden şehirler arası nakliyat gerçekleştirenleri dahi zor durumda bırakıyor ve işlerin geçici süre dahi olsa durmasına yol açıyor. Hangi şehre ya da ülkeye ne olacağını söylemek zor olsa da ürün satışının gerçekleşeceği yerlerle ilgili detaylı bilgi sahibi olmak, satış için yalnızca bir yerle sınırlı kalmamak ve her zaman bir B planına sahip olmak gerekiyor.

Ülkeler Arası İlişkiler

Ülkemizin herhangi bir ülkeyle yakın temasta olması, ticari ilişkilerin güçlenmesini, vergilerin düşürülmesini veya tamamen kaldırılmasını ya da gümrük işlemlerinde çeşitli kolaylıkları da beraberinde getirebiliyor. Ancak, tam tersi olduğunda da online ticaret yapanların sürdürülebilirlik ihtimalleri zora girmiş sayılıyor. Bir ülkeyle karşılıklı gerginliklerin yaşanması, o ülkeye ürün satan veya o ülkeden ürün alan kişileri ya da kuruluşları da büyük ölçüde zora sokuyor. Hâliyle bu durum da yine online ticaretin devamlılığını tehdit eden unsurlar arasında yer alıyor. E-ihracatta yalnızca tek bir ülkeyle ya da tek bir bölgeyle çalışmanın en riskli yanlarından birini de bu durum oluşturuyor. Olabildiğince birbirinden farklı birkaç ülke ile çalışıldığında herhangi bir ilişki krizi, kazancınızın yalnızca bir bölümünü etkilemiş oluyor. Diğer durumda ise tüm işiniz zarar görebiliyor.

E-İhracatta Sürdürülebilirliği Engelleyen İç Faktörler

Belki dış faktörleri önlemenin yolu yok; ancak, bir online ticaret sitesinin çıkmaza girmesindeki en önemli sebeplerin başında bilgisiz, tecrübesiz yönetim ya da hatalı stratejiler bulunuyor ve çeşitli metotlarla bu tarz iç hataların önüne geçilebiliyor. E-ticaretin devamlılığını zora sokan iç faktörler, daha çok rekabet odaklı gibi görünse de birbirinden oldukça farklı sebeplerden dolayı meydana gelebiliyor.

Rekabetle Baş Edememek

2000’li yılların başında e-ticaret o kadar yabancı bir kavramdı ki o dönemde alışveriş siteleri açıp sistemlerini oturtabilenler, bugün Türkiye’nin en büyük alışveriş siteleri arasında yer alıyor. E-ticaret için de e-ihracat için de alternatifler az, rakipler sınırlı, müşteriler ise meraklı olduğundan özellikle 2005 yılına kadar her şey hem alıcı hem satıcı açısından mükemmel işliyordu. Tüm ülkede yalnızca birkaç tane e-ticaret, e-ihracat sitesi vardı. Müşteriler, adım adım online alışverişe güvenmeye başlıyordu.

Bu atmosfer, en fazla 2005 yılına kadar sürdü; ardından çeşitlenen 2. el eşya satıcıları, online mağazalarında dilediklerini satanlar şeklinde giderek çeşitlendi. Bu esnada rekabet de her geçen gün daha çok kızıştı. Günümüze gelindiğinde artık bir e-ticaret ya da e-ihracat sitesi, muhakkak ya fiyat açısından ya ürünler açısından ya da işleyiş açısından bir fark, bir artı yaratabiliyorsa ancak o zaman ismini duyurabiliyor. Aksi takdirde bir site, birbirine benzeyen binlercesi arasında kaybolup gidebiliyor.

Potansiyel Müşterilere Ulaşmanın Zorlaşması

Online ticaretin ilk yıllarında İnternet’ten alışveriş yapmaya dair bilgisi olanlar, yalnızca birkaç İnternet sitesi biliyor ve neredeyse tümü bu İnternet sitelerinden alışveriş yapıyordu. Bu nedenle isim duyurmak, müşteriye ulaşmaya çalışmak için çok büyük çabalara gerek kalmıyordu. Ancak, günümüzde dijital pazarlama, sosyal medya gibi potansiyel müşterilere ulaşmayı kolaylaştıran araçlar olsa da artık müşteriler bu tarz girişimleri dikkate almıyor; çünkü bu konuda çok fazla uyarana maruz kalıyor.

Bu noktada da birbirinin benzeri binlerce reklam çalışmasından birini tercih etmek yerine çok daha yaratıcı, viral olabilecek tanıtım çalışmalarını seçmek; potansiyel müşterileri müşteriye dönüştürebilmek için fiyatta, üründe ya da teslimat sürecinde bir farklılık yaratmak gerekiyor. Örneğin; ülkemizde kargo süreçleri hâlâ çok uzun ve sıkıntılı olabildiği için tüm gönderilerinde maksimum 2 günde ürün teslim garantisi verebilen bir e-ihracat ya da e-ticaret sitesi ancak bu tarz cesur bir hamle ile diğerlerine fark atabiliyor.

Plansız Büyüme

Ülkemizde start-up aşamasında olan veya yeni kurulmuş bir firmanın yaptığı en büyük hataların başında verimsiz kaynak kullanımı ve diğer operasyonel eksiklikler geliyor. Bir işe başlarken ilk etapta büro ve ofis malzemelerinin en iyisi, deponun en büyüğü, ileride ihtiyaç olur düşüncesiyle alınan fazla ekipmanlar, enerji kaynaklarının dikkatsiz kullanımı ve daha pek çok ayrıntı, daha baştan yanlış bir strateji oluşturduğu için tüm bu uğraşlar, işler yolunda ilerlemediği takdirde boşa gidebiliyor.

Tüm bunların yerine mevcut işi sürdürebilecek kalitede ürünler, yalnızca mevcut personel kadar ekipman, mevcut kapasite büyüklüğünde bir ofis veya depo kullanmak, ihtiyaç duydukça daha iyi ve daha fazla ekipman, büyük geniş bir ofis, daha büyük bir depo tercih etmek, online ticarette sürdürülebilirlik açısından büyük önem taşıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü